22
Kısırlık üzerine çalışmalar yürüten bilim adamları, ‘erkeksiz doğuma’ doğru gidiyor. Spermi olmayanın yardımına kök hücre yetişecek…
kısırlık / Ayşegül Aydoğan
Türkiye’de her 100 çiftten yaklaşık 15′inin sorunu olan kısırlık, dünyada da yüz binlerce çiftin sorunu. Ancak, özellikle ‘kök hücre’ gibi geleceğin tedavileri, kısırlık sorunun çözümünde de umut veriyor.
Kısırlık sorununun yüzde 40 nedeni erkeğe, yüzde 40′ı kadına bağlı. Bugün uygulanan tüp bebek yöntemlerinde, menisinde sperm bulunmayan erkekler de çocuk sahibi olabiliyor. Testislerden biyopsiyle sperm bulmaya yarayan bu yöntemlerde başarı oranı yüzde 50.
Son yıllardaki en önemli gelişmelerden biri de bu grup hastalarda başarı oranını artırma yönünde. Artık vücuttan alınan kök hücrelerin hatta normal hücrelerin, doku örneklerinin sperm yerine kullanılması gündemde…
Tüp bebeğin babası kabul edilen Prof. Dr. Robert Edwards’ın da katıldığı Antalya’da düzenlenen 4. Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi’nde tartışılan son gelişmeleri, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş anlattı…
Kısırlık tedavisinde gelişmeler nereye gidiyor?
- Klonlama dünyanın birçok ülkesinde etik açıdan yasaklanıyor. Klonlama yasaklanınca çalışmalar kök hücrelere kaydı. Kök hücreler vücudun birçok dokusunda bulunup değişik dokulara gidebilme özelliğine ve yeni doku yaratabilme, adapte olabilme potansiyeline sahip. Şimdi üzerinde durulan konulardan biri, bunların spermi olmayan kişilerde nasıl kullanılabileceği. Yeni çalışmalar yakın gelecekte erkeksiz doğuma imkân verecek.
Bu nasıl mümkün olacak?
- Şu anki teknolojide menisinde spermi olmayan erkeklerde testislerden biyopsi alıyoruz. Bu biyopsiden hareketli sperm hücreleri (en son aşamaya gelmiş, olgunlaşmış sperm) bulunup yumurtanın içine mikroenjeksiyon yapılıyor. Ama bu erkeklerin yarısının testislerinde canlı sperm bulunamıyor. Şimdi ise bununla ilgili çalışmalar, ‘Daha erken aşamadaki sperm hücreleri yumurtayı döllemede kullanabilir mi?’ üzerinde yoğunlaşarak spermatagonyum dediğimiz kök hücrelerin kullanımına doğru gidiyor. Kök hücrelerin bir diğer muhtemel kullanım alanları şöyle olacak: Tüp bebek tedavilerinde elde edilen ve kullanılmayan embriyolardan (döllenmiş yumurta ve sperm) elde edilen hücreler var. Bunlar vücutta her türlü dokuya dönüşebiliyor. Dolayısıyla bunları alıp erkek gamet hücrelerine dönüştürebilme üzerinde duruluyor. Eğer bu yapılırsa o zaman, ‘Vücuttaki kök hücrelerden döllemeyi sağlayacak sperm oluşturabilir miyiz?’ sorusu yanıtlanmış olacak.
Peki normal hücrelerin sperm yerine kullanılma çalışmaları ne durumda?
- İnsan hücreleri somatik hücreler ve gamet dediğimiz yumurta ve sperm hücreleri olarak ikiye ayrılır. Gamet hücrelerinin en önemli özelliği ve diğerlerinden farkı, kromozom sayıları yarıya iniyor. Kadından gelen yumurtayla erkekten gelen sperm, 23′er kromozom birleşip 46 kromozomlu yeni bir canlı oluşturuyor. Buradaki temel sorun mayoz bölünme dediğimiz iki aşamalı bir bölünme olması. Yumurta ve sperm bu mayoz bölünmeden geçip 23′e iniyor. En büyük teknolojik problem, acaba vücudun bir dokusundaki hücreyi alıp kromozomlarını yarıya indirebilir miyiz konusuydu. Deneysel çalışmalarda bu başarılmış durumda.
Bu çalışmalar ne zamandır yapılıyor?
- Yaklaşık 20 yıldır. Son zamanlarda bu işlem başarıldı ama bazı teknik problemler var. Bunlardan biri, hücrelerin kromozomları yarıya indikten sonra yaşatılabilmesi ve sperm yerine kullanıldıkları zaman yumurtayı dölleyebilmesi lazım. Bu aşamalar üzerinde çalışılıyor şimdi. Bu konuda önümüzdeki 5 – 10 yıl içinde önemli gelişmeler olacak.
Yeni yöntemler kimler için çare olacak?
- Hem kök hücrelerden sperm elde edilmesi, hem somatik hücrelerden dölleme yeteneğine sahip hücrelerin bulunması, hem de spermatogonyuma kadar gelen spermlerin kullanılması… Bu çalışmaların üçü de özellikle testislerinde sperm elde edilemeyen hastalar için ümit kaynağı olabilir.
Genetik ayıklamayı sağlayacak mı?
- Bunlarla ilgili çalışmalar da var. Bugün mikroenjeksiyon yöntemiyle spermleri seçerken genetik yapılarını kontrol etmiyoruz. Embriyo aşamasında problem çıktığından embriyoya bakıyoruz. Bu embriyolarda yakın gelecekte belki gen tedavisi gündeme gelecek. Örneğin ailesinde meme kanseri varsa meme kanseri genlerine embriyoda bakıp bu genlerin olmadığı embriyolar verilecek. Böylece o embriyoda gelecekte meme kanseri gelişmesi önlenmiş olacak. Bu hem gen hem de tüp bebek teknolojisiyle uygulanabilecek. Bunların hepsinin 10 – 15 yıl içinde pratik kullanıma geçeceğini düşünüyoruz.
Sağlıklı spermler için dikkat edilmesi gerekenler
|
Diğer gelişmeler neler? Kimler nakil için aday olabilir? İnmemiş testis ve kabakulağa çok dikkat… Çocuk sahibi olamayan çiftlerde özellikle inmemiş testislerle çok sık karşılaştıklarını anlatan Prof. Bülent Tıraş, öncelikle erkek çocuğu olan ailelerin çocuklarının testislerinin inip inmediğini kontrol ettirmesi gerektiğini vurguluyor. “Bu ileride erkek kısırlığını oluşturan en önemli faktörlerden” diyerek, şöyle devam ediyor: “Testisler karın içinde kalırsa sperm üretme özelliğini tamamıyla kaybediyor. Buluğ çağında fark edilirse geç kalınmış oluyor. 2 – 3 yaşına kadar testisler mutlaka ilaç veya ameliyatla indirilmeli. Vücudun içinde kalan testiste ikinci bir risk de tümör meydana gelebilmesi. Kabakulak aşılarını mutlaka çocuklarda yaptırmak gerekiyor, bu hâlâ devletin aşı programında yok. Kabakulak testislere vurup kalıcı kısırlığa neden oluyor.” http://www.milliyet.com.tr/content/saglik/sag013/sag51.html |
22
Umudun diğer adı ‘tüp bebek’
![]() |
Bebek sahibi olmak için her yol mubah mı?
Her tedavi yöntemi tıbben kanıtlanmış mı?
Dinen yumurta ve sperm nakli doğru mu?
Çalışan kadının kendini ispatlama ve kariyer çabası, çiftlerin iş hayatlarına ve programlarına ara vermek istememeleri bebek planlarını ileriye atmalarına neden oluyor. Bu ertelemeler sonrasında çocuk sahibi olmak isteyenler ise farklı sorunlarla karşılaşabiliyor. İlerleyen yaşlarla birlikte yavaşlayan üreme sistemi, alınmaya başlanan kilolar, özellikle yoğun iş hayatının getirdiği stres ve düzensizlik, bebek sahibi olmak istenildiğinde karşılaşılan en büyük engeller arasında. Bu ve bazı genetik problemler nedeniyle Türkiye’de her yüz çiftten on beşinin çocuğu olmuyor. Bu sebeple yaklaşık 150 bin çift kısırlık tedavisi görürken, bu hastaların önemli bir kısmı tüp bebek merkezlerine başvurarak evlat sahibi olmayı umut ediyor. Ancak bu hastanelere büyük hayaller kurarak gelen çiftlerin umutları ruhsatsız ve ehliyetsiz merkezler nedeniyle yok oluyor. Bazı merkezler ise Avrupa ve Amerika’da deneme aşamasında olan deneysel yöntemleri ailelere vaat ederek çiftleri yanıltıyor. Üreme Endokrinolojisi, İnfertilite ve Yardımla Üreme Teknikleri Derneği (TSRM) Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, ailelerin merkez seçiminde çok dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Ruhsatlı çalışan bazı merkezlerin de ticari kaygılarla başarı kriterlerini değiştirdiğine dikkat çeken Yaralı, “Maalesef birçok merkez başarı ölçütü olarak gebe kalmayı alıyor. Bu, çok yanıltıcı ve yanlış bir yöntem. Çünkü önemli olan gebelik değil bunun canlı doğumla sonuçlanabilmesidir.” diye konuşuyor.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş ise merkezlerde rekabet nedeniyle etik sorunlar yaşandığını bildiriyor. Türkiye’de her yıl 18 bin ile 20 bin arasında tüp bebek uygulaması yapıldığını aktaran Tıraş, beş yıl öncesine göre merkezlerin sayısının iki katına çıktığını anlatıyor.
Gittiğiniz tüp bebek merkezinin ruhsatı var mı? Gebelik oranları ne?
Sağlık Bakanlığı’nın 2005′in Şubat ayından itibaren çocuğu olmayan ailelere tüp bebek uygulamalarında yüzde yirmi oranında yardım etmesi merkezlere olan talebi artırdı. Ülkemizde halen 56′sı özel olmak üzere 80 tane tüp bebek merkezi hizmet veriyor. Bu merkezlerin dışında ruhsatsız çalışan hastanelerin sayısı da her geçen gün artıyor. Ailelerin bu konularda çok seçici ve dikkatli davranması gerektiğini ifade eden TSRM Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, ücretlerin kamu kurumlarında 2 bin 500 YTL, özel sağlık kurumlarında ise 3 bin 500 YTL’ye kadar çıktığını vurguluyor. Ailelerin, başvurdukları merkezlere Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alıp almadıklarını sormalarının büyük önem taşıdığını kaydeden Yaralı, çiftlerin gebelik oranlarını muhakkak öğrenmeleri gerektiğini açıklıyor. Prof. Dr. Hakan Yaralı sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tüp bebek merkezlerinde son dönemlerde büyük bir artış oldu. 2 yıl içinde sadece büyük şehirlerde değil Anadolu’nun birçok şehrinde yeni merkezler açıldı. Ancak merkez sayısının artması başarı oranlarını değil, ulaşılabilirliği artırdı. Aileler bir merkeze adımını atmadan önce bazı konularda bilgi sahibi olmalıdır. Merkeze mutlaka tüp bebek uygulamasına bağlı doğum oranını ve bu başarıyı elde etmek için kaç tane embriyo naklettiğini sorması gerekiyor.”
Çocuğu olmayan ailelere tek seçenek olarak tüp bebek yönteminin önerilmesini de eleştiren Yaralı, bireysel özelliklere göre tercih yapılması gerektiğini söylüyor. Geleneksel tedavi yöntemlerinin göz ardı edildiğini dile getiren Hakan Yaralı, “Özellikle 30 yaş altındaki çiftlere öncelikle başka alternatifler sunulmalı. Uzmanlar hastalığın derecesi, etkilenme şiddeti, kısırlık süresi gibi faktörleri göz önünde bulundurarak çifte tüp bebek önermelidir.” ifadelerini kullanıyor.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş ise gebelik şansını artırmak için anne rahmine fazla sayıda embriyo transferi yapıldığını aktarıyor. Bu uygulamanın çoğul gebelikleri, erken doğumları artırdığını anlatan Tıraş, yöntem sonucunda bebeklerde sağırlık, körlük, zekâ geriliği gibi kalıcı sorunların ortaya çıkabildiğini bildiriyor. İnsan vücudunun tek bir gebeliğe elverişli olduğuna dikkat çeken Tıraş, ikiz gebeliklerin üzerindeki çoğul gebeliklerde belirgin sakatlık artışının olduğunu dile getiriyor. Tıraş, ayrıca ailelerin tüp bebek merkezlerinde embriyoların dondurulabildiğinden de emin olması gerektiğini açıklıyor. Tıraş, “Başarısız bir dondurma yöntemiyle gebelik elde edilemeyen bir program da, transfer ve çözme sonrasında arta kalan embriyolar ziyan oluyor. Bunda ailelerin ekstra şansı da kullanılmış oluyor.” diye konuşuyor.
Tüp bebekle ilgili merak edilen sorular
İnfertilite yani kısırlık nasıl ortaya çıkıyor?
Kısırlık, bir yıl süreyle korunmaksızın düzenli ilişkide bulunulmasına rağmen gebe kalınamaması durumu olarak tanımlanıyor. Sağlıklı bir çiftin bir ay boyunca düzenli ilişkide bulunması durumunda ise gebe kalabilme şansı yaklaşık yüzde 20-25′tir.
Kısırlık şüphesi ile başvuran çiftlere ilk etapta hangi tetkikler uygulanıyor?
Kısırlık problemi ile başvuran çiftlerde, sorunun nedenini bulmaya yönelik bazı tetkikler yapılması gerekebilir. Bunlardan ilki erkekte yapılan sperm analizi, kadında da rahim ve tüplerin geçirgenliğini değerlendirmek amacıyla rahim filmi (histerosalpingografi) çekimidir. Ayrıca yine kadının hormonal durumu ve yumurtalıklarının kapasitesini değerlendirmeye yönelik bazı testler, belli hasta gruplarında adet kanamasının üçüncü gününde yapılıyor.
Tüp bebek tedavisi ne kadar sürüyor?
Tüp bebek tedavisinin süresi, hekimin çift için uygun gördüğü protokole göre değişiklik gösteriyor. Genelde ilk ilaçların kullanılmaya başlanılmasından embriyo transferine kadar geçen süre 4-5 hafta arasında.
Tedavi sırasında tüp bebek merkezinde yatmak gerekiyor mu?
Hayır. Yalnızca yumurtalar toplandıktan sonra ve embriyo transferi yapıldıktan sonra 3-4 saat hastanede dinlenilmesi yeterli.
Yumurtalar toplanırken hasta, ağrı duyuyor mu?
Yumurta toplama işlemi sanılanın aksine çoğu hasta için rahatlıkla yürütülen bir işlemdir. Ayrıca bu işlem sırasında sakinleştirici, ağrı kesici ilaçlar yapılıyor ve bazen de işlem hasta uyutularak gerçekleştiriliyor.
Tüp bebek tedavisiyle doğan bebekler sağlıklı mıdır?
Tüp bebek tedavisiyle doğan bebekler yapısal, doğumsal ve genetik anormallikler açısından doğal yolla oluşan bebeklerden bir farklılık göstermez. Yalnızca baba adaylarındaki genetik problemler tüp bebekle oluşan erkek çocuklara geçebilir.
Tüp bebek gebeliklerinin düşükle sonuçlanma riski daha mı fazla?
Doğal yolla oluşan gebelikler ne kadar düşük riski taşıyorsa tüp bebek gebeliklerinde de risk aynıdır.
Yumurta ve sperm nakli doğru mu?
Kısır olan bazı çiftler, Türkiye’de yasak olduğu için yumurta ve sperm nakli yaptırmak amacıyla yurtdışına gidiyor. Bu işlem en çok Kıbrıs, İsrail, Yunanistan, İngiltere, ABD ve Belçika gibi ülkelerde yapılıyor. Türkiye’den yumurta ve sperm nakli için yılda 2 bin çiftin yurtdışına gittiği tahmin ediliyor. Bunlardan bir kısmı yumurta nakli, bir kısmı da sperm nakli yaptırıyor. Yumurta naklinde, başka bir kadından alınan yumurtalar, erkeğin spermiyle döllendirilerek alıcının rahmine yerleştiriliyor. Sperm naklinde ise başka bir erkeğin spermi kullanılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliğine göre ise tüp bebek tedavisinde başkasının yumurta ve spermlerinin kullanılması yasak. Yöntem, evli çiftlere yalnızca kendi yumurta ve spermleriyle uygulanabiliyor.
***
Ahmed Şahin:
Uygulamada üçüncü bir şahsın araya girmesi doğru değil
Tüp bebeğin caiz olabilmesi için işlem, nikâhlı karı-kocanın ortaklığında olmalıdır. Araya yabancı bir kadın, yahut da kocanın girmediği bir tüp bebek yöntemi uygundur. Üçüncü şahsa ait bir alıntı olmamalıdır. Kadın yahut da kocadan birinin yerine yabancı bir kadın ya da yabancı bir erkek girmesi, yabancıya ait bir nesnenin alınarak nikâhlı karı-kocaya mal edilmesi haramdır.
***
İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman:
Sperm de, yumurta da rahim de karı-kocaya ait olmalı
Tüp bebek yapılabilmesi için çiftlerin nikâhlı olması şarttır. Bu yolla çocuk sahibi olabilmek için üç unsurun bir araya gelmesi gerekiyor. Bunlar sperm, yumurta ve rahimdir. Bunların her üçü de birbiriyle evli çifte ait olursa tüpte aşılama yoluyla çocuk sahibi olmakta şer’an bir sakınca yoktur. Bu, normal aşılanma yoluyla çocuk sahibi olamayan karı kocaya uygulanan bir tedavi mahiyetindedir. Karısının yumurtasını, tabii yerinde iken kocasının spermiyle aşılamakla, yumurtayı alıp tüpte aşılamak, sonra rahme yerleştirmek arasında bir fark yoktur; yeter ki bütün bu işlemler zarurete yani başka türlü çocuk sahibi olmanın mümkün bulunmadığı vakıasına dayanmış olsun! Tüp bebek uygulaması, yukarıdaki şekillerin dışına çıkıldığı ve araya yabancı unsur sokulduğu yani sperm, yumurta ve rahimden biri, karı koca dışında bir başka şahsa ait olduğu takdirde caiz değildir. Çünkü meşru bir çocuğun gerek sperm ve yumurta, gerekse rahim bakımından karı-kocaya ait olmasında İslam dini bakımından zaruret vardır.
***
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüp bebek görüşü:
Başka erkekten sperm alımı doğru değildir
Kadın veya erkekteki bir kusur sebebiyle, tabiî ilişkiyle gebeliğin gerçekleşmesi mümkün olmadığı takdirde; döllendirilecek yumurta ve sperm, her ikisinin de nikâhlı eşlere ait olması yani bunlardan herhangi birinin yabancıya ait olmaması; döllenmiş olan yumurtanın, başka bir kadının rahminde değil, kendi rahminde (yumurtanın sahibi olan eşin rahminde) gelişmesi; bu işlemin, gerek anne-babanın; gerek doğacak çocuğun maddî, ruhî ve aklî sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağının tıbben sabit olması şartıyla, normal yoldan gebe kalması ve anne olması mümkün olmayan evli hanımların, çeşitli tıbbi yollarla gebeliklerinin sağlanmasında, İslâmî hükümler açısından bir sakınca görülmemektedir. Başka kadının yumurtası veya kocası dışında yabancı bir erkekten alınan sperm ile bir kadının gebeliğinin sağlanmasının ise insanlık duygularını rencide etmesi ve zina unsurlarını taşıması sebebiyle caiz değildir.
Prof. Dr. Bülent Tıraş:
Tüp bebek merkezleri altı metot uyguluyor; ama bunların bilimsel geçerliliği yok
Prof. Dr. Bülent Tıraş, bazı tüp bebek merkezlerinin çiftlerin gebelik şansını artırmak için 6 deneysel tedavi metodu uyguladıklarını belirtiyor. Bu tedavi yöntemleri şunlar:
* Mıknatıs yöntemi
Bu yöntemde sperm seçiminde özel bir solüsyon kullanılıyor. Genetik olarak sağlıklı spermlerin seçildiği iddia ediliyor. Şimdiye kadar çok az hastaya uygulandığı için yeterli araştırma yok.
* Lazer destekli yuvalama
Embriyonun zona denilen dış kabuğunun bir bölümünün kesilerek daha rahat kabuğundan çıkması esasına dayanıyor. Bilimsel geçerliliği yok.
* Yapay rahim yöntemi (co-culture)
Endometrium (rahim zarı) dokusundan alınan hücrelerin, embriyoların gelişmesi ve tutunması için bazı özel maddeler salgıladığı iddiasına dayanıyor.
* İlaçsız tüp bebek
In Vitro Matürasyon (IVM) yöntemi deniyor. Polikistik over sorunu bulunan kadınlarda yumurtaların ilaç verilmeden toplanıp laboratuvarda geliştirilmesi esasına dayanıyor. Kanıtlanmış tedavilerin başarı oranı yüzde 60-70 olarak bildirilirken, en iyi merkezlerde bile yüzde 35 gebelik sağlayan IVM yöntemi, özellikle de çok az yumurtası olan kadınlarda mucize yöntem gibi sunuluyor.
* Embriyo glu
Embriyonun rahime tutunmasını kolaylaştırdığı öne sürülen bir madde. Embriyonun tutunmasını artırdığı yönünde bilimsel kanıt yok.
* HLA-G yöntemi
Embriyolar bulundukları ortama HLA-G adı verilen proteini salgılıyor. Eğer bu proteinin oranı yüksekse embriyonun tutunma oranı yüksek oluyor. Yöntem jinekologlar tarafından kabul görmüş değil.
http://ailem.zaman.com.tr/?bl=7&hn=5078
22
Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Doğum Hastanesi’nde bir ayda 49 bebeğin hayatını kaybetmesinin ardından Sağlık Bakanlığı çoğul gebelikleri önlemek için çalışma başlattı.
110 tüp bebek merkezinin yakın takibe alınacağı düzenlemede, anne rahmine çok sayıda embriyo yerleştirilmesinin önüne geçilerek, embriyo transferi sayısı 3′ten 2′ye indirilecek. Tüp bebek merkezlerine ilişkin yeni kuralların getirileceği düzenlemeye göre, bu merkezlere, riskli gebenin takip edilebileceği, doğumun ve gerekiyorsa bebeğin yoğun bakımının da yaptırılabileceği bir merkez olması şartı koşulacak. Ayrıca mevcut merkezlere, riskli yenidoğanların takibinin yapılabileceği bir yoğunbakım merkezi ile anlaşma yapma zorunluluğu getirilerek, tüp bebek işlemlerinin yapılabilmesine, ancak bu koşullarda müsaade edilecek.
Sağlık Bakanlığı’nın merkezlere ilişkin yeni düzenlemesi tüp bebek merkezlerini “isyan” ettirdi. Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, düzenleme ile yeni açılacak olan tüp bebek merkezlerine yenidoğan ünitesi olmaz ya da hastane içinde bulunmazlarsa ruhsat verilmeyeceğini söyleyerek “Normalde bir yenidoğan merkezini, tüp bebek merkezlerinin açması bizim açımızdan normal bir uygulama değil. Çünkü normal koşullarda yeni doğan üniteleri çok özelliği olan üniteler. Benim işim tüp bebek yaptırmak. Burası o koşullara uygun değil” dedi. Asıl işlerinin gebeliği sağlamak olduğunu belirten Tıraş, gebeliğin devamı ve takibinden sorumlu olmadıklarını bildirdi.
22
ANKA
Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Doğum Hastanesi’nde bir ayda 49 bebeğin hayatını kaybetmesinin ardından Sağlık Bakanlığı çoğul gebelikleri önlemek için çalışma başlattı. 110 tüp bebek merkezinin yakın takibe alınacağı düzenlemede, anne rahmine çok sayıda embriyo yerleştirilmesinin önüne geçilerek, embriyo transferi sayısı 3’ten 2’ye indirilecek. Tüp bebek merkezlerine ilişkin yeni kuralların getirileceği düzenlemeye göre, bu merkezlere, riskli gebenin takip edilebileceği, doğumun ve gerekiyorsa bebeğin yoğun bakımının da yaptırılabileceği bir merkez olması şartı koşulacak. Ayrıca mevcut merkezlere, riskli yenidoğanların takibinin yapılabileceği bir yoğunbakım merkezi ile anlaşma yapma zorunluluğu getirilerek, tüp bebek işlemlerinin yapılabilmesine, ancak bu koşullarda müsaade edilecek.
Sağlık Bakanlığı’nın merkezlere ilişkin yeni düzenlemesi tüp bebek merkezlerini “isyan” ettirdi. Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, düzenleme ile yeni açılacak olan tüp bebek merkezlerine yenidoğan ünitesi olmaz ya da hastane içinde bulunmazlarsa ruhsat verilmeyeceğini söyleyerek “Normalde bir yenidoğan merkezini, tüp bebek merkezlerinin açması bizim açımızdan normal bir uygulama değil. Çünkü normal koşullarda yeni doğan üniteleri çok özelliği olan üniteler. Benim işim tüp bebek yaptırmak. Burası o koşullara uygun değil” dedi. Asıl işlerinin gebeliği sağlamak olduğunu belirten Tıraş, gebeliğin devamı ve takibinden sorumlu olmadıklarını bildirdi.
13
Ağustos 13, 2008
Tüp bebekte çoğul gebelikler ciddi riskler taşıyor. Birden fazla sayıda bebeğe gebe kalmak, anne ve çocuğun yaşamını ciddi sağlık sorunlarıyla tehdit edebiliyor.
Tüp bebek yöntemiyle meydana gelen çoğul gebeliklerde; erken doğum, zeka geriliği, körlük veya felç gibi olumsuz sonuçlar gözleniyor.
Tüp bebekte çoğul gebeliklerin, toplumumuza bir başarı gibi sunulması, halkı yanlış bilgilendiriyor ve meydana gelecek sağlık sorunlarının gözden kaçmasına sebep oluyor. Anne ve baba adayları, tüp bebek tedavisi için gittikleri merkezin Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlandırılmış olmasına dikkat etmeli, ruhsatı olmayan merkezlerden kesinlikle uzak durmalıdır. Merkezi yöneten hekimlerin tüp bebek ve kadın sağlığı konusunda sahip oldukları deneyim ve başarı grafiği, merkezde görevli embriyologların, Sağlık Bakanlığı’ndan sertifikalandırılmış olmaları da çiftlerin dikkat etmesi gereken konuların başında geliyor. En iyi tüp bebek merkezi, bebek bekleyen aileyi tek ve sağlıklı bebekle evine uğurlayan merkezdir.
6
|
||||||||
|
Embriyo sayısının artırılmasının, “çoğul gebelik” ihtimalini yükselttiğini ifade eden Tıraş, “Çoğul gebelik, iki ve fazla fetusun geliştiği gebeliktir. Tüp bebek yöntemiyle nakledilen embriyo sayısı ne kadar çok olursa, rahme düşecek embriyo sayısı da artacaktır. Yani ikiz, üçüz, dördüz, hatta daha fazla sayıda fetus aynı anda gelişmeye başlayacaktır.” dedi. Bebeklerin yüzde 10′u düşük kilolu doğuyor Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Neonatoloji (Yenidoğan Bebek) Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Yurdakök, Türkiye’de “her yıl doğan yaklaşık 1,3 milyon bebekten, en az 130 bininin düşük doğum ağırlıklı ve bu bebeklerin üçte ikisinin prematüre olduğunu” bildirdi. Murat Yurdakök, Neonatoloji (Yenidoğan Bebek Hastalıkları) alanında 1970′li yıllarda başlayan bilimsel ve teknolojik gelişmelerle çok küçük prematüre bebeklerin yaşatılmasının mümkün hale geldiğini kaydetti. Yenidoğanların yaşatılabilmesi için, bebeğin organlarının yeterince oluşması gerektiğini ifade eden Yurdakök, Amerikan Pediatri Akademisi’nin, gebelik yaşları 23 haftanın veya doğum ağırlıkları 400 gramın altında olan bebeklerin doğumdan sonra yaşatılmaya çalışılmamasını önerdiğini anlattı. Yurdakök, bu sınırın bazı Avrupa ülkelerinde 500-600 gram olduğunu belirterek, “Bebek küçüldükçe sıklıkları ve şiddetleri artan beyin içi kanamalar ve beyin dokusundaki zedelenmeler sinirsel sakatlıkların başlıca nedenidir. Bu bebeklerde kandaki oksijen düzeyleri normal düzeylerde bile olsa göz diplerinde körlüğe kadar gidebilen değişiklikler olabilmekte; ağır işitme bozuklukları görülebilmektedir.” diye konuştu. Prof. Dr. Yurdakök, son yıllarda “tüp bebek” gibi yardımcı üreme tekniklerinin fazla kullanılması sonucunda çoğul gebeliklerin erken doğum riskini artırdığını belirterek, “Bu da ölüme ve yaşam boyu ağır sakatlıklara sahip olacak bebeklere neden olmaktadır.” dedi. Erken doğumun ne zararı var? El Bebek Gül Bebek Derneği Yönetim Kurulu üyesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman’ın verdiği bilgiye göre, 37. haftadan önce doğan bebekler prematüre olarak kabul ediliyor. Prematüre doğumlarda ilk haftalarda; beyin kanaması, solunum yetersizliği sindirim, beslenme, dolaşım, bağışıklık, kalpte sorunlar ve hayatı tehdit eden enfeksiyonlar görülebiliyor. Uzun dönemde ise görme, işitme veya beyin hasarına bağlı zihinsel gelişim geriliği, hareket bozuklukları, spastisite nedeniyle yürüyememe, dikkat dağınıklığı görülebiliyor. Pınar Kaman, Ankara, Cihan http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=722850 |
||||||||
20
Antalya’da düzenlenen 6’ncı Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi’ne katılan ABD’li Prof. Dr. Sherman Silber, kadında kısırlığı sorun olmaktan çıkaran yumurtalık ve rahim nakli çalışmalarında önemli sonuçlar alındığını açıkladı.
Prof. Silber, yapılan 11 yumurtalık naklinden 8’inin gebelikle sonuçlandığını söyledi. İsveçli Prof. Dr. Mats Brannstrom ise rahim nakli için yapılan hayvan deneylerinden başarılı sonuçlar aldıklarını, 3-5 yıl içinde insana nakil yapacaklarını açıkladı.
YUMURTALIK ve rahim nakilleri, kadınların anne olma şanslarını yükselten çalışmalar. Rahim naklinin yapılabilmesi, kariyer yapmak sahibi kadınların daha geç yaşta anne olmasına olanak sağlayacak. Bir diğer önemli katkısı ise menopoz yaşını geciktirmesi, dolasıyla genç kalmada katkıda bulunması.
ABD’nin Missouri eyaletinin St. Louis kentindeki St. Lukes Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Sherman Silber, son dört yılda 24-41 yaşlarındaki 11 kadına yumurtalık nakli yaptıklarını söyledi. Bunlardan 10’una ikizlerinden yumurtalık dokusu alındı, birine ise kardeşinden yumurtalık nakledildi. Nakilden ortalama dört ay sonra yumurta üretimi başladı. Prof. Silber, “İlk vakamızda yumurtalık dokusunu ikizinden aldık ve dondurmadan taze olarak naklettik. Gebelik doğal yolla sağlandı. Ancak bir süre sonra nakledilen yumurtalık tükendi. Üç yıl donmuş olarak sakladığımız yumurtalığın diğer parçasını naklettik. Hastamız ikinci çocuğuna gebe kaldı” dedi.
Nakledilen yumurtalıkların reddedilmesini önlemek amacıyla çalışmalar ikizlerle yürütüldü. Ancak gebeliklerden birinin ikiz olmayan, fakat doku grubu uyumlu kardeşten alınan yumurtalıkla elde edilmesi, başka uygulamaların da önünü açtı. Bundan sonraki adım aynen organ nakillerinde olduğu gibi reddi önleyen ilaçlar vererek yumurtalık nakillerinin daha geniş grupta kadına yapılabilmesi.
Yumurtalık ve yumurta dondurma tekniğindeki başarı sadece sağlık sorunları nedeniyle yumurtalıklarını kaybeden kadınlara seçenek sunmuyor. Genç yaşta kendi yumurtalıklarının bir kısmını dondurarak saklama, istedikleri yaşta anne olma ve menopoz yaşını geciktirme amaçlı kullanımının da kapısı açıyor.
19
Özel Anatolia Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi’nin kurucusu Prof. Dr. Hakan Yaralı, çocuk özlemiyle yanıp tutuşan çiftlere altın değerinde öğütlerde bulundu…
Türkiye’de gebe kalmakta zorlananların oranı yüzde 15. Bu gruba tüp bebek önermiyoruz. Kendiliğinden ya da mevcut tedavilerle gebe kalınabilir.
Her çocuğu olmayan tüp bebeğe yönelmesin, iyi bir kısırlık uzmanına başvursun.
Genç çiftler, en son çare olarak tüp bebeği tercih etsin. Beklemek de bir tedavidir.
Kadınlar 38 yaşını geçtiyse, tüp bebeğe yönelebilir. Diğer seçeneklerle vakit kaybetmeyin.
38 yaşında, 10 yıllık evli bir çift, ‘Yumurtlama ve aşılama’ gibi başarı şansı sınırlı tedavi seçenekleriyle vakit harcamasın.
Tüm kadın yaş gruplarında gebe kalma oranı yüzde 50-55 iken bu oran 40 yaşında yüzde 20-30’lara 44-45 yaş ve üzerinde sıfıra düşüyor.
Ağır sperm sorunu olmayan vakalar mevcut tedavileri tercih etsin.
Spermi olmayan erkeklerden de artık cerrahi yöntemle testisten biyopsiyle sperm alıyoruz. Başarı oranı yüzde 50.
Çiftler temeli olmayan üreme imminolojisi yaptığını söyleyen şarlatanlardan uzak dursun.
TEDAVi MERKEZi SEÇERKEN DiKKAT
1-Gebelik oranı yüzde 50 olacak.
2-Çoğul gebelik yüzde 20-25’in altında olacak
3-Donma-çözmede en az yüzde 45 başarısı olacak.
4-Merkez güvenli olacak…
5-Kliniksel ve laboratuvar ekibi deneyimli ve tecrübeli olacak.
15
Tüp bebek tedavisinde çoğul gebeliklere sık rastlanıyor. Bir isterken iki ya da üç çocuğa sahip olmak sevimli gözükse de hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından sakıncalı olabiliyor. Şimdi hedef tek ve sağlıklı bebek.
Aileler, özellikle kadınlar tüp bebek tedavisi boyunca maddi ve manevi anlamda sıkıntı çekiyor. Tüm bu çabaların hayal kırıklığıyla sonuçlanması büyük bir yıkım oluyor. Bu noktada doğru tedavi merkezi seçimi en önemli ayrıntı.
Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, Türkiye’de 84 tüp bebek merkezinin olduğuna dikkat çekiyor. Tıraş, bir merkezin başarısını bir cümleyle özetliyor: “Bir çifti sağlıklı ve tek bebekle eve göndermek.”
Prof. Dr. Tıraş, “Anne baba adayları bir merkez seçerken sadece hamile kalma oranlarını değil, sağlıklı doğum oranlarını da dikkate almalı. Bunun için uzman hekim kadar, uzman embriyolog da çok önemli” diye konuştu. Tıraş sorularımızı yanıtladı…
RUHSATSIZ MERKEZDEN UZAK DURUN
• Doğru merkez seçiminde çiftler neye dikkat etmeli?
Merkez, Sağlık Bakanlığı’ndan mutlaka ruhsatlandırılmış olmalı. Merkezi yöneten hekimlerin tüp bebek ve kadın sağlığı konusunda sahip oldukları deneyim ve başarı grafiği, merkezde görevli embriyologların Sağlık Bakanlığı’ndan sertifikalı olmalarına da dikkat edilmeli. Devamını Oku…


