Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Doğum Hastanesi’nde bir ayda 49 bebeğin hayatını kaybetmesinin ardından Sağlık Bakanlığı çoğul gebelikleri önlemek için çalışma başlattı.

110 tüp bebek merkezinin yakın takibe alınacağı düzenlemede, anne rahmine çok sayıda embriyo yerleştirilmesinin önüne geçilerek, embriyo transferi sayısı 3′ten 2′ye indirilecek. Tüp bebek merkezlerine ilişkin yeni kuralların getirileceği düzenlemeye göre, bu merkezlere, riskli gebenin takip edilebileceği, doğumun ve gerekiyorsa bebeğin yoğun bakımının da yaptırılabileceği bir merkez olması şartı koşulacak. Ayrıca mevcut merkezlere, riskli yenidoğanların takibinin yapılabileceği bir yoğunbakım merkezi ile anlaşma yapma zorunluluğu getirilerek, tüp bebek işlemlerinin yapılabilmesine, ancak bu koşullarda müsaade edilecek.

Sağlık Bakanlığı’nın merkezlere ilişkin yeni düzenlemesi tüp bebek merkezlerini “isyan” ettirdi. Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Traş, düzenleme ile yeni açılacak olan tüp bebek merkezlerine yenidoğan ünitesi olmaz ya da hastane içinde bulunmazlarsa ruhsat verilmeyeceğini söyleyerek “Normalde bir yenidoğan merkezini, tüp bebek merkezlerinin açması bizim açımızdan normal bir uygulama değil. Çünkü normal koşullarda yeni doğan üniteleri çok özelliği olan üniteler. Benim işim tüp bebek yaptırmak. Burası o koşullara uygun değil” dedi. Asıl işlerinin gebeliği sağlamak olduğunu belirten Traş, gebeliğin devamı ve takibinden sorumlu olmadıklarını bildirdi.

BİZ GEBELİĞİ SAĞLAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ, SONUCUNDAN SORUMLU OLMAYIZ

Hastalarının farklı şehirlerden geldiğini ifade eden Prof. Dr. Traş, hasta takibinin bu açıdan da zor olacağını kaydetti. Prof. Dr. Bülent Traş şunları söyledi:

“Yenidoğan üniteleri zaten devlete bağlı kamu hastanelerinde var, üniversite hastanelerinde var, özel hastanelerde var. Dolayısıyla bu koşullar altında tüp bebek merkezlerinin yeni doğan merkezi kurması ya da yeni doğan üniteleri bağlantılı olması anlamsız. Diyelim Trabzon’dan gelen bir hastaya tüp bebek yaptırdık. Ancak hasta Trabzon’a döndü. Doğumunu orada yaptı. Biz gebeliğini, doğumunu takip etmiyoruz ki hastanın. Zaten oradaki hastayı nasıl takip edebiliriz? Herkes bulunduğu yerde gebeliği takip ettirmiyor. Biz gebeliği sağlamakla yükümlüyüz. Gebeliğin sonucundan sorumlu olamayız. Biz önlem olarak çoğul gebeliklerin azaltılmasına olumlu bakıyoruz. Yeni düzenlemede mevcut tüp bebek merkezleri bir yeni doğan ünitesi ile anlaşma yapacak. Şimdi ben gittim bir A hastanesiyle anlaşma yaptım. Vatandaş o A hastanesinde doğum yaptırmak istemeyebilir. O zaman ne olacak? Bu yurt çapında yenidoğan üniteleriyle ilgili bir örgütlenmeyi gerektiriyor. Bu ünitelerin tüp bebek merkezlerine açılmasıyla sorun çözülmüyor.”

“EMBRİYO TRANSFERİNDE SAYI ANCAK BİR ŞARTLA DÜŞÜRÜLEBİLİR”

Düzenlemede yer alan embriyo transferi sayısının kısıtlanabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Traş, “Sayı 3′ten 2′ye indirilebilir. Ancak bu belli yaş aralıklarında olabilir. Şöyle ki; 30 yaşına kadar 2 embriyo olabilir. 30-35 yaş arası 3 olabilir. 35′ten sonra da 3′ün üzerinde olabilir” dedi. Prof. Dr. Traş, bunun kadının gebelik oranı düşürdüğünü de söyleyerek “Türkiye gibi kaynakları kısıtlı olan bir ülkede tüp bebek için devlet cüzi bir ödeme yapıyor, üstünü vatandaş karşılıyor. Peki o zaman zar zor parasını biriktiren 38 yaşında birine 2 embriyo transferi yaparsanız onun gebelik şansını yarıya yarıya düşürürsünüz” diye konuştu. Embriyo sayısının düşürülmesinin uygulama sayısını fazlalaştırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Traş şunları söyledi:

“Dünyada tek embriyo transferi yapılan yerler var. Norveç ve İsveç. İki embriyo yapılan yer var: İngiltere. Biz İngiltere kadar zengin miyiz ki 3-4 kez tüp bebek uygulaması yaptıralım. Biz o kadar zengin bir ülke değiliz. Embriyo sayısı düştükçe uygulama sayısı artar. Şuna karşı değiliz. Belli yaş aralıklarında iki embriyo transfer edilebilir. Bu 30 yaşına kadar uygundur. Ama 30 yaşından sonra yaş dilimlerine göre ayarlanması gerekir. Ancak tüp bebek merkezlerinin yenidoğandan sorumlu olması, dünyanın hiçbir yerinde olmayan ve Türkiye’de de bu hiçbir şekilde bizimle alakalı olmayan bir iş.”

“BÖYLE BİR UYGULAMA TEKNİK OLARAK MÜMKÜN DEĞİL”

Tüp Bebek Merkezleri Derneği Doç. Dr. Ahmet Zeki Işık ise, böyle bir düzenlemenin teknik olarak mümkün olmadığını savunarak “Tüp bebek merkezlerinin, yapı olarak doğum yapılan ve ardından çocuğun bakıldığı bir merkez haline gelmesi gibi bir şey söz konusu olamaz. Yapılan işlemler arasında çok büyük farklar var. Dünyanın hiçbir yerinde tüp bebek yapanlar doğum yaptırmazlar” dedi. İşlerinin gebeliğin oluşmasını sağlamak olduğunu bildiren Doç.Dr. Işık, “Belki bir aşamaya kadar takip etmek olabilir; ama bunun doğurtulmasının sorumluluğu, doğurtulduktan sonra komplikasyonlarla ilgili problemler, hele hele yenidoğan yoğun bakımının düşünülmesi gibi unsurlar apayrı bir iş ve hastane bazında olması gereken bir iş” diye konuştu.

Doç.Dr. Işık, Türkiye’deki doğumların yüzde 1′inden azının tüp bebek doğumları olduğunu kaydederek şunları söyledi:

“Prematürelerin nedenleri tüp bebektir demek yanlış. Ama burada doğru olan şudur: Türkiye’de yenidoğan yoğun bakımların sayısının arttırılması, bunun desteklenmesi lazım. Şu anda 3′ten fazla embriyo transferi yasaklanıyor. Bu biraz daha, özellikle genç yaş grubunda daha da aşağı çekilebilir. Ancak bu durum da yaşlı gruptaki, 35 yaşın üzerindeki hastalar için haksızlık. Çünkü Amerika bile bunu uygulamıyor. Avrupa’da değişik ülkelerde var; ama zaten bu ülkelerde de çok ciddi sosyal kurumlar var ve her hasta bu sosyal kurumlardan sonuna kadar yararlanıyor. Tabi ki embriyo transfer sayısının kısıtlanması bir önlem ama ciddi bir çalışma yapılması gerekir.”

YAPILMASI GEREKEN FAZLA EMBRİYOLARIN DONDURULMASI

Yapılması gerekenin mümkün mertebe az embriyo transferi olduğunu bildiren Doç.Dr. Işık, “Dondurma çözme transferleri de oldukça önemli. Mesela devlet bu dondurma çözme yöntemini teşvik etmiyor” dedi. Doç. Dr. Işık şöyle devam etti:

“Tüp bebekte yapılacak şey çok basittir. Embriyo transfer sayısı kısıtlanır. Belli bir yaşın üzerinde 3′e çıkarılır. Embriyo transfer sayısı kısıtlaması ile birlikte devlet, dondurma çözme transferlerini yani fazla embriyoların dondurulduktan sonra hastaya transferini teşvik edici çalışma yapar, ücret olarak karşılar. Hastalar da bu durumda mağdur olmazlar. Biz hastayı buna ikna edemiyoruz. Çünkü hastaya “fazla embriyolarını donduralım. Önce az embriyo transferini yapalım, sonra o fazlaları çözelim’ dediğiniz zaman devlet bu dondurulup çözülen embriyoların parasını ödemiyor ve bu da hastaya yük geliyor. Halbuki hasta bunu dondursa ve sonradan transfer edebilsek, ki ileri ülkeler böyle yapıyor. Bu durumda çoğul gebelik riski düşüyor.”

SALI GÜNÜ BAKAN AKDAĞ İLE GÖRÜŞÜLECEK

Her ilden hastaları olduğunu söyleyen Doç. Dr. Işık, “Türkiye çapında yenidoğan yoğun bakım ünitesinin kalitesini standartlarını arttıracak girişimler şart” dedi. Zekai Tahir Burak Hastanesi’ndeki bebek ölümlerinin hastane yoğunluğundan kaynaklandığını söyleyen Doç.Dr. Işık, “Hastane kimseyi reddedemiyor ki. Yerim yok diyemiyor. Bunun kalitesini arttırmak devletin işi. Bunun dışında yenidoğan ünitesi açın, orayla burayla anlaşın. Bunlar pratikte olamayacak işler” diye konuştu.

Öte yandan tüp bebek merkezleriyle ilgili yeni düzenlemelere ilişkin, Üreme Tıbbı Derneği, Üreme Sağlığı ve İnfertelite Derneği ile Özel Tüp Bebek Merkezleri Derneği’nin Salı günü Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile görüşecekleri öğrenildi.

http://www.sabah.com.tr/2008/08/22/haber,9DB97D7DFC8F4B1FB5AA38C2517F7667.html

Ağustos 13, 2008

Tüp bebekte çoğul gebelikler ciddi riskler taşıyor. Birden fazla sayıda bebeğe gebe kalmak, anne ve çocuğun yaşamını ciddi sağlık sorunlarıyla tehdit edebiliyor.

Tüp bebek yöntemiyle meydana gelen çoğul gebeliklerde; erken doğum, zeka geriliği, körlük veya felç gibi olumsuz sonuçlar gözleniyor.

Tüp bebekte çoğul gebeliklerin, toplumumuza bir başarı gibi sunulması, halkı yanlış bilgilendiriyor ve meydana gelecek sağlık sorunlarının gözden kaçmasına sebep oluyor. Anne ve baba adayları, tüp bebek tedavisi için gittikleri merkezin Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlandırılmış olmasına dikkat etmeli, ruhsatı olmayan merkezlerden kesinlikle uzak durmalıdır. Merkezi yöneten hekimlerin tüp bebek ve kadın sağlığı konusunda sahip oldukları deneyim ve başarı grafiği, merkezde görevli embriyologların, Sağlık Bakanlığı’ndan sertifikalandırılmış olmaları da çiftlerin dikkat etmesi gereken konuların başında geliyor. En iyi tüp bebek merkezi, bebek bekleyen aileyi tek ve sağlıklı bebekle evine uğurlayan merkezdir.

Tüp bebek merkezinin iyi bir donma çözme programının olması, çoğul gebelik oranlarının düşük, eve canlı tek bebek gönderme oranlarının ise yüksek olması başarı ve kalite göstergeleridir. Türkiye’de yılda 38-40 bin tüp bebek uygulaması yapılıyor. Bu sayı çok yetersiz. Bu durumun en başta gelen sebebi parasal konular.

Sağlık Bakanlığı’nın girişimiyle normal yollardan çocuk sahibi olamayan ailelerin yaptıracakları tüp bebek tedavisinin, zorunlu sağlık harcaması sayılacağına ilişkin bir madde Bütçe Uygulama Talimatı’na eklendi. Tıbbi yönden bebek sahibi olamayacaklarına dair sağlık kurulu raporu alan çiftler, ardından istedikleri merkezde tüp bebek tedavisine başlayabilmektedir.

Türkiye’de bundan iki yıl önce (2005’te) 20 bin tüp bebek uygulaması yapılırken, bu sayı 2007 sonu itibariyle yaklaşık 40 bine çıktı ama olması gereken en az 150 bin uygulamadır. İki yıl içindeki yükseliş, hastaların tüp bebek tedavisine ulaşabilirliğinin artmasına bağlı. Yıllardır bu tedaviden yararlanamayan SSK’lı hastaların hizmet almaya başlaması uygulama sayısının artmasına neden oldu. Bu çok olumlu bir gelişme.Türkiye’de, tüp bebek uygulamasından yararlanma sıklığı dünya rakamlarının çok altında.

Türkiye’de tüp bebek uygulamasına, ihtiyacı olan her 5 çiftten sadece biri ulaşabiliyor. Bu durum “eğitim eksikliği, tüp bebekle ilgili yanlış dini düşünceler ve hizmete ulaşmada sıkıntı ve ekonomik” nedenlerden kaynaklanıyor. Tek tüp bebek uygulaması için maliyetin 3 bin 500- 4 bin YTL civarında olduğunu, bunun altındaki maliyetlerin gerçekçi olmadığını söyleyebiliriz.

Türk Jinekoloji Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş

http://www.bayan.us/dr-bulent-tiras-tup-bebek-uygulamalari.html

2003 yılında fareler üzerinde rahim nakli ile gebeliğin sağlandığını söyleyen bilim adamları, 3-5 yıl sonra, rahmi olmayan kadınların, nakil sonrası gebe kalabileceği müjdesini verdiler

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğince bu yıl 6′ncısı düzenlenen “Türk Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi”nde, Türkiye’de ilk kez “yumurtalık ve rahim nakli” konuları gündeme getirildi. Antalya’da düzenlenen kongrede, “kısırlık ve tüp bebek uygulamalarındaki yenilikler”, riskli gebeliklerde yaklaşım” gibi konuların dışında, yurt dışında ilk uygulamaları yapılan “yumurtalık ve rahim nakli” konuları da tartışıldı.

İLK NAKİL SUUDİ ARABİSTAN’DA

Rahim naklinin dünyada ilk kez 2000 yılında Suudi Arabistan’da yapıldığını ancak uygulamadan 60 gün sonra nakil yapılan kadının vücudunun rahmi reddettiğini anlatan TJOD Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş , son yıllarda İsveç’teki çalışmalarda ilerleme kaydedildiğini söyledi. Rahim nakli konusunda İsveç’teki çalışmaları yürüten Prof. Dr. Mats Brannstorm da rahim nakli üzerine araştırmalara dünyada ilk kez 1998 yılında düşünülmeye başlandı” dedi.

Brannstorm, nakillerin hayvanlar üzerinde denendiğini, 2003′te fareler üzerindeki nakillerde gebeliğin sağlandığını ifade ederek, maymunlar üzerinde de 10 deneme yapıldığını ancak henüz gebeliğin sağlanamadığını kaydetti. Brannstorm, 3-5 sene sonra, insanlarda da başarılı rahim nakillerinin yapılmasını beklediklerini söyledi. Devamını Oku…

Prof. Dr. Yaralı: Kriterler arasında gebelik başarısı yok

Prof. Dr. Hakan Yaralı, Sağlık Bakanlığı’nın ruhsatlandırma aşamasından sonra merkezlere “gebelik başarı kriteri” getirmediğini belirtti. Yaralı, bu nedenle Türkiye’deki başarılı merkezlerin sayısının, iki elin parmağını geçmediğini söyledi

Mete Generaloğlu / Ankara

Sağlık Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere Marmara Bölgesi’nde 40, İç Anadolu Bölgesi’nde 20, Akdeniz Bölgesinde 9, Ege Bölgesinde ise 8 tüp bebek merkezi bulunuyor. Türkiye’de bulunan tüp bebek merkezi sayısının 84’e yükseldiği dikkate alınırsa, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sadece 5 ve Karadeniz’de 2 tüp bebek merkezi bulunması, bölgelerin nüfus yoğunluğu da düşünüldüğünde, uzun süreli bir uygulama olan tedavi için sağlıksız bir tablo ortaya çıkıyor.

İstanbul ilk sırada

Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı tüp bebek merkezlerinin dağılımı ise şu şekilde; 84 merkezin 63’ü özel, 21’i kamu. İstanbul 26’sı özel, 6’sı kamu olmak üzere toplam 32 merkezle ilk sırada yer alıyor. Bu ili, 8’i özel, 7’si kamu toplam 15 merkezle Ankara izliyor. Merkez sayısı bakımından üçüncü sırada yer alan İzmir’de ise, 5’i özel, 2’si kamu toplam 7 merkez faaliyetlerini sürdürüyor.

Merkezlerin başarı düzeyi belirlenmeli

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Kısırlık ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, tüp bebek merkezlerinin ruhsatlandırılmasından sonraki kriterler arasında gebelik başarısının bulunmadığını söyledi.

Yaralı, bir merkezin başarı kriterleri arasında; uygulama sonrasında aileyi ‘eve canlı tek bebek’ ile gönderme oranının yüksek, istenmeyen bir sonuç olan çoğul gebelik oranının düşük olması ile “dondurma-çözme” uygulamalarındaki başarının önemli bir yer tuttuğunu kaydetti.

Alt yapı çok önemli

Türkiye’de tüp bebek yapma ihtiyacının fazla olmasına karşın, tüp bebek merkezlerine ulaşımın düşük olduğunu belirten Yaralı, başarılı sayılabilecek tüp bebek merkezlerinin iki elin parmağını geçmediğini ve bu merkezlerin İstanbul ve Ankara’da bulunduklarını kaydetti. Ayda 60-70 uygulamanın altında tüp bebek uygulaması yapan merkezlerin başarı düzeylerinin düşük olduğuna işaret eden Yaralı, tüp bebek merkezleri için altyapının çok önemli olduğuna dikkat çekti.

Kötü uygulama

Prof. Dr. Yaralı, GSS’nin yürürlüğe girmesiyle, tek çatı altında toplanacak olan Yeşil kart, Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK gibi sosyal güvenlik kuruluşlarına mensup kişilere tüp bebek uygulamasında tanınan 3 deneme hakkı için ödenen katkı payının sadece 2 uygulama için geçerli olmasını ise “kötü bir uygulama” olarak yorumladı. Yaralı, SSK’lı hastaların sadece kamu kurumlarında tüp bebek uygulaması yaptırabilmelerinin ise mağduriyete neden olduğunu kaydetti.

Türkiye’de her 100 çiftten 15′inin çocuğu olmuyor. Bu nedenle yaklaşık 150 bin çift kısırlık tedavisi görürken, hastaların önemli bir kısmı tüp bebek merkezlerine başvurarak evlat sahibi olmayı umut ediyor.

Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.

Ancak büyük hayaller kurarak gelen çiftlerin umutları ruhsatsız ve ehliyetsiz merkezler nedeniyle yok oluyor. Bazı merkezler ise Avrupa ve Amerika’da deneme aşamasında olan deneysel yöntemleri ailelere vaat ederek çiftleri yanıltıyor. Üreme Endokrinolojisi, İnfertilite ve Yardımla Üreme Teknikleri Derneği TSRM (Ulusal Üreme Endokrinoloji İnfertilite Kongresi) Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, ailelerin merkez seçiminde çok dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Ruhsatlı çalışan bazı merkezlerin de ticari kaygılarla başarı kriterlerini değiştirdiğine dikkat çeken Yaralı, “Maalesef birçok merkez, başarı ölçütü olarak gebe kalmayı alıyor. Bu çok yanıltıcı ve yanlış bir yöntem; çünkü önemli olan gebelik değil bunun canlı doğumla sonuçlanabilmesidir.”diyor. Ailelerin çok seçici ve dikkatli davranması gerektiğini ifade eden TSRM Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, şunları anlatıyor: “Tüp bebek merkezlerinde son dönemlerde büyük bir artış oldu. 2 yıl içinde sadece büyük şehirlerde değil Anadolu’nun birçok şehrinde yeni merkezler açıldı. Ancak merkez sayısının artması başarı oranlarını değil, ulaşılabilirliği artırdı. Aileler bir merkeze adımını atmadan önce bazı konularda bilgi sahibi olmalıdır.” Çocuğu olmayan ailelere tek seçenek olarak tüp bebek yönteminin önerilmesini de eleştiren Yaralı, geleneksel tedavi yöntemlerinin göz ardı edilmemesini, 30 yaş altındaki çiftlere başka alternatifler sunulmasını istiyor.

Türkiye’de her 100 çiftten 15′inin çocuğu olmuyor. Bu nedenle yaklaşık 150 bin çift kısırlık tedavisi görürken, hastaların önemli bir kısmı tüp bebek merkezlerine başvurarak evlat sahibi olmayı umut ediyor.

Ancak büyük hayaller kurarak gelen çiftlerin umutları ruhsatsız ve ehliyetsiz merkezler nedeniyle yok oluyor. Bazı merkezler ise Avrupa ve Amerika’da deneme aşamasında olan deneysel yöntemleri ailelere vaat ederek çiftleri yanıltıyor. Üreme Endokrinolojisi, İnfertilite ve Yardımla Üreme Teknikleri Derneği TSRM (Ulusal Üreme Endokrinoloji İnfertilite Kongresi) Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, ailelerin merkez seçiminde çok dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Ruhsatlı çalışan bazı merkezlerin de ticari kaygılarla başarı kriterlerini değiştirdiğine dikkat çeken Yaralı, “Maalesef birçok merkez, başarı ölçütü olarak gebe kalmayı alıyor. Bu çok yanıltıcı ve yanlış bir yöntem; çünkü önemli olan gebelik değil bunun canlı doğumla sonuçlanabilmesidir.”diyor. Ailelerin çok seçici ve dikkatli davranması gerektiğini ifade eden TSRM Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, şunları anlatıyor: “Tüp bebek merkezlerinde son dönemlerde büyük bir artış oldu. 2 yıl içinde sadece büyük şehirlerde değil Anadolu’nun birçok şehrinde yeni merkezler açıldı. Ancak merkez sayısının artması başarı oranlarını değil, ulaşılabilirliği artırdı. Aileler bir merkeze adımını atmadan önce bazı konularda bilgi sahibi olmalıdır.” Çocuğu olmayan ailelere tek seçenek olarak tüp bebek yönteminin önerilmesini de eleştiren Yaralı, geleneksel tedavi yöntemlerinin göz ardı edilmemesini, 30 yaş altındaki çiftlere başka alternatifler sunulmasını istiyor.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, vatandaşların tüp bebek tedavisini Sağlık Bakanlığı’nın ruhsat verdiği yerler dışında yapmamaları gerektiğini belirtti. Tüp bebek yöntemiyle meydana gelen çoğul gebeliklerin ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Hakan Yaralı, tüp bebek tedavisi ile oluşturulan hamileliklerde tek gebeliğin tercih edildiğini ifade etti.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı kaç tüp bebek merkezi var?

Sağlık Bakanlığı’na bağlı yaklaşık 70 tüp bebek merkezi var. Bakanlıkta bulunan bilim komisyonu bu merkezlere ruhsat veriyor. Vatandaşların buralarda tedavi olması gerekiyor. Çünkü hem anne, hem de bebek açısından önemli bir tedavi şekli. Hastaların merkezlerini seçerken dikkat etmeleri gereken bazı noktalar var. Bunlardan bir tanesi başarı oranı. Pay ve paydada ne olduğuna bakarsak; Birincisi gebelik testinin pozitif olması, ikincisi bizim klinik gebelik olarak tanımladığımız kısım, üçüncüsü devam eden gebelik süreci son olarak da eve canlı bebekle dönme kısmı. Demek ki dört ayrı bölümden oluşuyor. Paydada ise hastanın kliniğe ayak basması ile başlayan süreç var. Bu süreci; yumurta toplama işlemine başlanması ve yumurtaların döllenmesi izliyor. Bu her hastada başarıya ulaşamaz, çünkü yumurtaların kalitesi ve hastanın yaşı, tüp bebek tedavisinde büyük önem taşır. Embriyo transferi ile ulaşılan pozitif oran yüzde 54, eve bebekle dönme oranı ise yüzde 35 civarında. Yani aynı klinikte bile pay ve paydayla oynayarak oranları değiştirmek mümkün.

Tüp bebek transferinde hastaya kaç embriyo nakledilmesini öneriyorsunuz?

Hastaya çok sayıda embriyo transfer edilmesine karşıyız. Ülkemizde şu an yasal düzenleme yok. Çoğu Avrupa ülkesinde bu konuda yasal düzenlemeler var. Embriyo naklinin 2 ile sınırlandırılması gerektiğini düşünüyorum. Devamını Oku…

Türkiye’de 35 civarında kaçak tüp bebek merkezi bulunuyor. Bu merkezlerin büyük bölümünün sperm ve yumurta bağışına kaydıkları ve hastaları cinsiyet tayiniyle bebek sahibi yaptıkları belirtildi.

ANKARA - Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, Türkiye’de 35’e yakın kaçak tüp bebek merkezi olduğunu söyledi. Bülent Tıraş, yaptığı açıklamada kaçak tüp bebek merkezlerinin özellikle İstanbul’da yoğunlaştığına dikkat çekti.

Kaçak merkezlerinin büyük bölümünün sperm ve yumurta bağışına kaydığını vurgulayan Tıraş, Türkiye’de yumurta ve sperm bağışının yasal olmadığını hatırlattı. Tıraş ayrıca, “genetik hastalıklar dışında cinsiyet tayininin” yasak olduğunu vurgulayarak bu merkezlerin hastaları cinsiyet tayiniyle bebek sahibi yaptıkları yönünde duyumlar aldıklarını da söyledi.

Bülent Tıraş, tüp bebek sahibi olmak isteyenlerin başvurdukları merkezlerin Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı olup olmadığını araştırmalarını istedi. Dernek Başkanı ayrıca, hastaların, bakanlıktan merkezin başarı oranı konusunda bilgi alabileceklerini de hatırlattı.

Türkiye’de halen ruhsatlı 20’si kamu, 46’sı özel olmak üzere 66 tüp bebek merkezi bulunuyor.

Tüp bebekte kaçak var

Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Türkiye’deki kaçak tüp bebek merkezleri daha çok sperm ve yumurta bağışına kayıyor. İstenilen cinsiyette bebek sahibi yaptıkları da bize ulaşan bilgiler arasında” dedi Türk Jinekoloji Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş, Türkiye’de 35 civarında kaçak tüp bebek merkezi bulunduğunu belirterek, bu merkezlerin büyük bölümünün sperm ve yumurta bağışına kaydıkları ve hastaları cinsiyet tayiniyle bebek sahibi yaptıkları konusunda duyumlar aldıklarını söyledi. Tıraş, tüp bebek sahibi olmak isteyenlerin başvurdukları merkezin Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı olup olmadığını, hekimlerin ve embriyologların üremeye yardımcı tekniklerin eğitimini alıp almadığını ve merkezin başarı oranını sorgulamalarını istedi. Tıraş, hastaların Sağlık Bakanlığı’na başvurarak, merkezin başarı oranı konusunda bilgi alabileceklerini söyledi. Tıraş, Türkiye’de yumurta ve sperm bağışının yasal olmadığına dikkati çekerek, kaçak merkezlerin büyük bölümünün buna yönelik çalıştıkları duyumları aldıklarını kaydetti. Tıraş, “Kaçak merkezler daha çok sperm ve yumurta bağışına kayıyorlar. Ayrıca, genetik hastalıklar dışında cinsiyet tayini yasaktır. Birtakım ruhsatsız tüp bebek merkezlerinin istenilen cinsiyette bebek sahibi yaptıkları da bize ulaşan bilgiler arasında” diye konuştu. Yanlış inanışlar Sağlık Bakanlığı’nın ciddi bir ruhsatlandırma politikası olduğunu ifade eden Tıraş, iyi yetişmiş bir ekipte, hem hekim hem de embriyologların iyi yetişmiş olmasının önemine işaret etti. İyi bir tüp bebek merkezinde bulunması gerekenlerle ilgili bir soru üzerine Tıraş, fiziki ve teknik yapının önemine işaret etti. Nitelikli bir merkezin ayda en az 50 uygulama yapması gerektiğini kaydeden Tıraş, “Başarı, yani eve bebek götürme oranı yüzde 35′in altında olmamalıdır” dedi. Tüp bebek konusundaki yanlış inanışlara da dikkati çeken Tıraş, bunun topluma iyi anlatılması gerektiğini söyledi. Vatandaşların, tüp bebeğin mutlaka kocanın spermleriyle olduğuna inandırılmasının önemli olduğunu ifade eden Tıraş, “Tüp bebek ancak ve ancak kendi eşinin spermleriyle yapılabilir. Diğeri zaten yasal değildir” dedi. Çoğul gebelik riskli Bülent Tıraş, Hiçbir şekilde çoğul gebelikleri amaçlamıyoruz. İstediğimiz şey tek bir gebeliğin oluşması. İkiz gebelik de belki bir ölçüye kadar kabul edilebilir, ama üçüz gebelik kesinlikle ve kesinlikle istenmiyor, kabul edilmiyor. Bunların hem bebek, hem de anne sağlığı üzerine olumsuz etkileri var. Çoğul gebelik bir başarı değildir, başarısızlıktır” dedi. ANKARA (A.A) 66 tüp bebek merkezi var Türkiye’de halen ruhsatlı 20’si kamu, 46’sı özel olmak üzere 66 tüp bebek merkezi bulunuyor. Bu merkezlerin 28′i İstanbul’da (4′ü kamu 24′ü özel), 14′ü Ankara’da (6’sı kamu 8′i özel), 6’sı İzmir’de (2’si özel 4′ü kamu), 4′ü Adana’da, 3′ü Antalya’da, biri Kocaeli’de, 2’si Bursa’da, biri Denizli’de, biri Eskişehir’de, 2’si Kayseri’de, 2’si Konya’da, biri Sakarya’da, biri de Samsun’da.

Türk Jinekoloji Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Kaçak tüp bebek merkezleri

Tıraş, tüp bebek sahibi olmak isteyenlerin başvurdukları merkezin Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı olup olmadığını, hekimlerin ve embriyologların üremeye yardımcı tekniklerin eğitimini alıp almadığını ve merkezin başarı oranını sorgulamalarını istedi.

Tıraş, kaçak tüp bebek merkezlerinin özellikle İstanbul’da yoğunlaştığını belirtti. Tıraş, Türkiye’de yumurta ve sperm bağışının yasal olmadığına dikkati çekerek, kaçak merkezlerin büyük bölümünün buna yönelik çalıştıkları duyumları aldıklarını kaydetti.

Sağlık Bakanlığı’nın ciddi bir ruhsatlandırma politikası olduğunu ifade eden Tıraş, iyi yetişmiş bir ekipte, hem hekim hem de embriyologların iyi yetişmiş olmasının önemine işaret etti.

İyi bir tüp bebek merkezinde bulunması gerekenlerle ilgili bir soru üzerine Tıraş, fiziki ve teknik yapının önemine işaret etti.

Nitelikli bir merkezin ayda en az 50 uygulama yapması gerektiğini kaydeden Tıraş, “Başarı, yani eve bebek götürme oranı yüzde 35′in altında olmamalıdır” dedi.

Türkiye’de halen ruhsatlı 20’si kamu, 46’sı özel olmak üzere 66 tüp bebek merkezi bulunuyor.
Bu merkezlerin 28′i İstanbul’da (4′ü kamu 24′ü özel), 14′ü Ankara’da (6’sı kamu 8′i özel), 6’sı İzmir’de (2’si özel 4′ü kamu), 4′ü Adana’da, 3′ü Antalya’da, biri Kocaeli’de, 2’si Bursa’da, biri Denizli’de, biri Eskişehir’de, 2’si Kayseri’de, 2’si Konya’da, biri Sakarya’da, biri de Samsun’da faaliyet gösteriyor.