Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Doğum Hastanesi’nde bir ayda 49 bebeğin hayatını kaybetmesinin ardından Sağlık Bakanlığı çoğul gebelikleri önlemek için çalışma başlattı.

110 tüp bebek merkezinin yakın takibe alınacağı düzenlemede, anne rahmine çok sayıda embriyo yerleştirilmesinin önüne geçilerek, embriyo transferi sayısı 3′ten 2′ye indirilecek. Tüp bebek merkezlerine ilişkin yeni kuralların getirileceği düzenlemeye göre, bu merkezlere, riskli gebenin takip edilebileceği, doğumun ve gerekiyorsa bebeğin yoğun bakımının da yaptırılabileceği bir merkez olması şartı koşulacak. Ayrıca mevcut merkezlere, riskli yenidoğanların takibinin yapılabileceği bir yoğunbakım merkezi ile anlaşma yapma zorunluluğu getirilerek, tüp bebek işlemlerinin yapılabilmesine, ancak bu koşullarda müsaade edilecek.

Sağlık Bakanlığı’nın merkezlere ilişkin yeni düzenlemesi tüp bebek merkezlerini “isyan” ettirdi. Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, düzenleme ile yeni açılacak olan tüp bebek merkezlerine yenidoğan ünitesi olmaz ya da hastane içinde bulunmazlarsa ruhsat verilmeyeceğini söyleyerek “Normalde bir yenidoğan merkezini, tüp bebek merkezlerinin açması bizim açımızdan normal bir uygulama değil. Çünkü normal koşullarda yeni doğan üniteleri çok özelliği olan üniteler. Benim işim tüp bebek yaptırmak. Burası o koşullara uygun değil” dedi. Asıl işlerinin gebeliği sağlamak olduğunu belirten Tıraş, gebeliğin devamı ve takibinden sorumlu olmadıklarını bildirdi.

Devamını Oku…

2003 yılında fareler üzerinde rahim nakli ile gebeliğin sağlandığını söyleyen bilim adamları, 3-5 yıl sonra, rahmi olmayan kadınların, nakil sonrası gebe kalabileceği müjdesini verdiler

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğince bu yıl 6′ncısı düzenlenen “Türk Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi”nde, Türkiye’de ilk kez “yumurtalık ve rahim nakli” konuları gündeme getirildi. Antalya’da düzenlenen kongrede, “kısırlık ve tüp bebek uygulamalarındaki yenilikler”, riskli gebeliklerde yaklaşım” gibi konuların dışında, yurt dışında ilk uygulamaları yapılan “yumurtalık ve rahim nakli” konuları da tartışıldı.

İLK NAKİL SUUDİ ARABİSTAN’DA

Rahim naklinin dünyada ilk kez 2000 yılında Suudi Arabistan’da yapıldığını ancak uygulamadan 60 gün sonra nakil yapılan kadının vücudunun rahmi reddettiğini anlatan TJOD Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş , son yıllarda İsveç’teki çalışmalarda ilerleme kaydedildiğini söyledi. Rahim nakli konusunda İsveç’teki çalışmaları yürüten Prof. Dr. Mats Brannstorm da rahim nakli üzerine araştırmalara dünyada ilk kez 1998 yılında düşünülmeye başlandı” dedi.

Brannstorm, nakillerin hayvanlar üzerinde denendiğini, 2003′te fareler üzerindeki nakillerde gebeliğin sağlandığını ifade ederek, maymunlar üzerinde de 10 deneme yapıldığını ancak henüz gebeliğin sağlanamadığını kaydetti. Brannstorm, 3-5 sene sonra, insanlarda da başarılı rahim nakillerinin yapılmasını beklediklerini söyledi. Devamını Oku…

Antalya’da düzenlenen “5. Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi”ne katılan uzmanlar, 47 kromozoma sahip baba adaylarına müjde verdi. 47 XXY kromozomu taşıyan “Klinefelter sendromlu” babalar da artık tüp bebek yöntemleriyle sağlıklı bebek sahibi olabiliyor.TÜRK Jinekoloji ve Obstetrik Derneği tarafından düzenlenen, 2 bine yakın hekimin katıldığı kongreye, jinekoloji alanındaki 5 önemli yenilik damgasını vurdu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Artık Türk jinekologları Avrupa’daki doktorlarla aynı bilgi düzeyine geldi. Alanımızdaki tüm yenilikleri hastalarımızla paylaşıyoruz” dedi. Jinekolojideki 5 önemli yeniliği anlatan Prof. Dr. Bülent Tıraş, Doç. Dr. Ali Baloğlu, Doç. Dr. Cansun Demir ve Doç. Dr. İsmail İtil, bu yenilikleri şöyle sıraladılar:

KLİNEFELTER SENDROMU

Bu sendromu taşıyan erkeklerde 12 yaşına kadar sperm oluyor, ancak hızla spermlerini kaybediyorlar. Bu nedenle 47 kromozomlu erkekler, geçmişte baba olamıyordu. Bu hastalar günümüzde testisten alınan spermlerin, mikroenjeksiyon yöntemiyle kadının yumurtasıyla döllenmesi sayesinde bebek sahibi olabiliyor. Üstelik doğan bebek aynı kromozom anomalisini taşımıyor.

Polikistik over sendromu“, kadınların çocuk sahibi olmasını önlüyor. Bu nedenle yumurtaların vücut dışında olgunlaştırılması yöntemi olarak adlandırılan IVM (Invitro Matürasyon) tekniği sayesinde bu kadınlar da bebek sahibi oluyor. Yumurtalar toplanıyor, laboratuvar koşullarında olgunlaştırılıp erkeğin spermiyle dölleniyor. Oluşan embriyo anne rahmine veriliyor.

KROMOZOM ANOMALİSİ

Anne karnında kromozom anomalisi, çocuğun plasentasından ya da bebeğin içinde yüzdüğü amniyo sıvısından hücre örneği alınarak saptanıyor. Ancak her iki yöntemde de bebeğin kaybedilmesi söz konusu. Bu nedenle bilim adamları rahim ağzından örnek alarak ve anne kanında bebekten geçen hücrelerde kromozom anomalisini belirlemeye çalışıyor. Şu anda deneysel çalışmalar yapılıyor. Ama önümüzdeki 5 yılda rutin test olarak uygulanması bekleniyor.

Tüm dünyada 40-50 yaşındaki kadınlarda görülen en önemli kanser rahim kanseri. Bu kansere HPV virüsü yol açıyor. Virüsün 16,18, 30, 31 tipleri kansere neden oluyor. 16-18 ve 30-31 tipleri için 2 ayrı aşı var. Bu aşının 12-15 yaşındaki kızlara yapılması kanserden koruyor. Hiç cinsel ilişkiye girmemişse 15 yaşında yapılması öneriliyor. Aşı Türkiye’de henüz rutin olarak uygulanmıyor.